Dünyanın Trump Krizi

Amerika, başkanını nihayet seçti. Bundan sonra Başkan Trump sözüne bütün dünyanın kulakları iyice alışacak. Son dakikaya kadar  Hillary Clinton’un bir şekilde kazanacağını  hesap edenler korkunç şekilde yanıldı.  Son anda  dünyaya hükmeden  üst aklın devreye gireceğini öne sürerek  Trump’un  engelleneceğini ve Clinton’un   kazandırılacağını   komplocu bir mantıkla savunanlar  feci bir şekilde yanıldılar. Dünyada herkes Trump’ı  alaya alıyordu. Trump’un söyledikleri  her yerde  eğlence ve alay  konusu ediliyordu. Dünyanın alaya aldığı Trump’ı, Amerikalıların büyük bölümü  fazlasıyla  ciddiye alıyordu. Trump’u başkan yapan temel dinamik, Amerikalıların Trump’ın söylediklerini ciddiye almasıdır.

Amerika toplumunun  açıklarından, başarısızlıklarından ve ihtiyaçlarından dolayı dünyanın  şu anda bir Trump problemi bulunmaktadır. Trump’ın  çılgın, ayırımcı ve ırkçı  söylemleri üzerinden  onun patolojik  kişilik analizini yapmak, artık verimli bir çaba değildir. Amerika’nın ve dünyanın Trump olgusunu daha sağlıklı ve soğukkanlı bir şekilde anlaması ve  kabus gibi gözüken bu soğuk gerçeklikle başa çıkmayı öğrenmesi gerekmektedir. Amerika ve dünya, Trump olgusuyla  başa çıkmaya hazırlıklı değildir. Trump’un seçimi  kazanmasından sonra yaşanan küresel şok,  küresel hazırlıksızlığın bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır.

Amerika başkanlık seçimleri, Trump’ın ırkçı, İslamofobik ve  cinsiyetçi konuşmaları üzerinden   dünya kamuoyuna yansıdı. Ancak seçim sonuçlarını belirleyen ana dinamiğin   ırkçılık olmadığını  söyleyebiliriz. Amerikalı seçmenin değişim talebi, seçim sonucunu belirlemiştir. Hillary Clinton  statükonun ve  Obama’nın iki  dönemdir inşa ettiği  düzenin   temsilcisi olarak görülmekteydi. Statükoya tepki olarak Amerikalı seçmenlerin yarısından fazlasının  Trump’a yöneldiği görülmektedir. Demokratların, toplumun değişim talebini anlamakta ve karşılamakta yetersiz  kalması  Trump tablosunun  ortaya çıkmasına neden olmuştur. Demokrat Parti’nin    aday adaylarından Bernie Sanders’in  değişim vurgusunun isabetli olduğu  şimdi daha iyi anlaşılmaktadır. Clinton yerine Sanders’in aday  olması halinde Trump’ın seçimi kazanmayacağına dair  spekülasyonlar, şimdi yoğun bir şekilde yapılmaktadır.

Bugün dünya tehlikeli bir popülizmin  hegemonyasına girme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Amerika örneğinde olduğu gibi dünya halkları, küreselleşmenin kendilerine işsizlik ve yoksulluk getirdiğini düşünmeye başlamışlardır. Trump gibi popülist liderler, ortaya somut, yapıcı ve üretken bir program koymak yerine, kitlelerin  derin  memnuniyetsizliklerini kışkırtıcı bir popülist söylemle istismar etmektedirler. Çin mallarına  sınırlamaların konması, Müslümanlara vize verilmemesi ve Meksika’ya yatırım yapılmaması gibi söylemler, popüler öfkeyi tatmin edebilmektedir. Dünya halklarının küreselleşme ve  serbest piyasa düzenine olan öfkesinin  popülizm afetine ve istilasına dönüşmeden  normalleştirilmesi gerekmektedir. Adil bölüşüm ve paylaşımı esas alan, insanların  yaşam standartlarında  gerilemenin  olmamasını sağlayan sahici tedbirlerin  alınması lazımdır. Ekonomik kayıplar ve krizler, popülizmi  kolaylıkla beslerken demokrasinin de kolaylıkla  erozyona uğramasına neden olmaktadır. Wall Street’i basan  anti-kapitalist öfke, seçimlerde Trumpizme destek olarak karşımıza  çıkmıştır.  Amerikalı seçmenin  yaşadığı ekonomik krizler ve darboğazların yarattığı öfke, Trump’un başkan olması gibi   sarsıcı bir sonuç doğurmuştur.

Seçim sonuçları, Amerika’nın  bir türlü birleşik ve  bütün bir toplum haline gelmediğini ortaya koymuştur. Seçim kampanyaları ırk, din ve kültür tartışmaları üzerinden yapılmıştır. Cumhuriyetçiler, yıllardır ırk, din ve kültür farklılıklarını kaşıyarak siyasal ve sosyal tabanlarını güçlendirmeye çalışmaktadırlar. Obama’nın seçilmesiyle, Amerika’da ırk sorununun  aşılmasında büyük bir mesafenin  kat edildiği düşünülmüştü. Ancak   seçim sonuçları, Amerika’nın her zamankinden daha fazla  ırk, din ve kültür tartışmaları üzerinden dağılmış ve parçalanmış olduğunu  göstermektedir. Trump, beyaz Amerika kimliği üzerinden oyunu oynadı. Beyaz Amerikalının ırkçı, cinsiyetçi, İslamofobik ve  saldırgan bütün yönleri  Trump’ın kişiliğinde tezahür etmiştir. Irkçılık ve ayırımcılığın beslediği korku ve bölünmüşlük kültürü, Amerika’yı ve dünyayı küresel bir belirsizliğin, endişenin ve çıkmazın içine sokmuştur. Trump’ın seçilmesiyle ırkçılık, cinsiyetçilik ve İslamofobinin   küresel siyasetin merkezine taşınmış  olması şeklinde çok olumsuz bir sonuçla karşı karşıya bulunmaktayız.

Amerika, Trump tarzı bir kişiliği ilk defa başkan olarak tecrübe etmemektedir. Ronald Reagan’da Trump gibi  popülist söylemlerle işbaşına gelmişti. Trump’da Regan gibi popülist olduğu kadar, pragmatik bir kişiliğe de sahip bulunmaktadır. Trump’un  başkan  olması, hiçbir şekilde Nazilerin  1933 yılında seçimle işbaşına gelmeleriyle karşılaştırılamaz. Amerika’da Weimar Cumhuriyetiyle  karşılaştırılamaz. Amerika yönetim sisteminin denge-kontrol mekanizmaları süreç içinde Trump’ı  ehlileştirecek kapasitededir.

İnsanlığın ekonomik, siyasal ve sosyal birçok sorunu bulunmaktadır. Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesi savaş ve şiddetle yıkılmaktadır. Ağır bir insanlık durumunun yaşandığı bir dünyada ırkçı, cinsiyetçi ve İslamofobik söylemlerle bir kişinin Amerikan başkanlığını kazanması   kaygı verici bir küresel  gelişmedir. Trumpismle beraber dünyada  insanlığın sorunlarına sahici çözüm ve politikalar bulmak yerine, farklı olanları günah keçisi haline getirmenin etkili bir sonuca gitme yolu olarak  görülmesi eğilimi, çok ciddi bir küresel tehlike olarak önümüzde durmaktadır.


11/11/2016, Milat Gazetesi

http://www.milatgazetesi.com/dunyanin-trump-krizi-makale-98127