Terör ve Savaş

İşgal mekaniğinin değişmeyen aracı:

Türkiye, terör kavramını PKK ile özdeşleştirmeye alışmış bir ülkedir. PKK, bir terör örgütü olarak  otuz iki yıldır faaliyet göstermesine rağmen  tek terör örgütü değildir. Türkiye, FETÖ, DHKP-C ve DAİŞ terör örgütlerinin  de hedefinde bulunmaktadır. Türkiye, bu dört büyük terör örgütü tarafından kuşatılmaya  çalışılmaktadır.

FETÖ haydutları ve müttefikleri,  15 Temmuzda ülkemizi  kanlı bir şekilde işgal etmeye kalktılar. Halkımızın direnişi, Cumhurbaşkanımızın liderliği ve hükümetin  dirayetli yönetimi sayesinde bu kanlı işgal  girişimi bertaraf edildi. FETÖ  haydutlarının   başarısız işgal girişiminden sonra PKK, sistematik bir şekilde Mardin, Diyarbakır, Bitlis, Van  ve Elazığ  şehir merkezlerindeki  emniyet binalarına saldırmıştır. 15 Temmuz  darbe girişiminin  başarısızlığa  uğratılmasında  büyük pay sahibi olan polis güçlerinin  peş peşe saldırılara uğraması anlamlıdır. Bu durum, aslında 15 Temmuzun rövanşının alınmaya çalışıldığını göstermektedir.

En son olarak DAİŞ, Gaziantep’te sivillere yönelik bir canlı bomba saldırısı gerçekleştirdi. Saldırıda otuzun üstünde  insan, hayatını kaybetti ve onlarca insan yaralandı. DAİŞ,  Suriye’de alan kaybederken, kendisine saldıracağı yeni düşman olarak Türkiye’yi belirlemiş durumdadır.

15 Temmuz işgal girişimi, olup bitmiş bir teşebbüs değildir. Arka arkaya farklı terör yapılarının, ülkemize yönelik  saldırıları, savaş ve işgal mekaniğinin uzun zamana yayılarak sürdürüldüğünü göstermektedir. 15 Temmuzdan beri kaosa sürüklenmek istenen Türkiye, terör saldırılarıyla bunaltılmak, içine kapatılmak ve ümitsizliğe düşürülmek istenmektedir. Terör saldırıları, Türkiye’yi bir yılma psikolojisinin içine sokarak teslim almaya çalışmaktadır.

15 Temmuz darbe, işgal ve savaş planı, Türkiye’ye karşı hazırlanan tek plan değildir. 15 Temmuz büyük planının  alt parçası olan bölümler uygulamaya  konulmuş bulunmaktadır. Kirli, karanlık ve kanlı bir akıl, çılgın bir şekilde  kendisinin belirlediği zamanlarda   kendisine bağlı terör güçlerini harekete geçirerek ülkemize karşı terör saldırıları gerçekleştirmektedir. 15 Temmuz kirli ve karanlık planı, sistematik bir şekilde uygulanmaya devam edilmektedir. Mevcut durumu, 15 Temmuz işgal girişimi  bitmedi, sürüyor şeklinde  ifade edebiliriz.

FETÖ, Türkiye’de bir Fetökratik diktatörlük kurmak için eylemlerini bütün dünya sathında devam ettirmektedir PKK,  demokratik özyönetim adı altında Stalinist-Apoist bir idareyi, Türkiye’nin Güneydoğusunda ve Suriye’nin kuzeyinde kurmak için yoğun ve yıkıcı eylemler geliştirmektedir. DHKP-C,  mezhep  fay hattı üzerinden  Sosyalist devrim  ütopyasına dayanan bir diktatörlük kurmaya çalışmaktadır. DAİŞ, sözde Hilafet adı taşıyan barbarlık devletinin sınırlarına Türkiye’yi dahil edip uluslararası bir diktatörlük kurmanın peşindedir. Bütün bu terör devletlerinin ortak amacı, diktatörlükler kurmak ve Türkiye’yi işgal etmektir. Bu terör örgütlerini bir araya getiren ortak payda, iç savaş çıkartmak suretiyle Türkiye’yi işgal etme planlarıdır. Terör yapıları, birbirine entegre olarak Türkiye’yi enterne etmeye çalışmaktadırlar.

Türkiye’yi işgal ederek yıkmak isteyen bu terör örgütlerinin arkasında Rusya, İran, Amerika, Çin, Fransa, İngiltere, Almanya ve İsrail vardır. Bunlardan başka birçok  devlette, bu yapıları değişik şekillerde desteklemektedir. Türkiye’ye karşı, terör ortak paydasında bir uluslararası koalisyon kurulmuş durumdadır. DAİŞ’e karşı bir uluslararası koalisyonun mücadele ettiği söylenmektedir. Türkiye’ye karşı çok aktörlü ve çok faktörlü bir küresel koalisyonun Türkiye’yi yıkmak ve işgal etmek için harekete geçtiği gerçeği ise, çoğu zaman unutulmaktadır. Türkiye’yi yıkmak ve işgal etmek isteyen uluslararası bir koalisyonun varlığından dolayı, terörle mücadelede uluslararası bir işbirliğinin kurulması mümkün değildir.

Türkiye, Rusya, İran ve İsrail ile ilişkilerini normalleştirmeye çalışmaktadır. Türkiye, Suriye’de aktör olarak Rusya’nın etkinliğinin farkında olup onunla birlikte Suriye sorununa yeniden güçlü bir şekilde müdahil olma niyetindedir. İsrail’le yapılan antlaşmanın Meclis tarafından onaylanması,  Yahudi lobisinin Türkiye’nin yanında yer alabileceğine dair umutları arttırmaktadır. FETÖ terör örgütü  eşkıya başının  iadesi konusundan dolayı Amerika le gerilimli ilişkiler yaşanmaktadır.  Dışarıda bu gelişmeler yaşanırken içte de Türkiye, büyük bir FETÖ temizliği yapmaya çalışmaktadır. Ordu, emniyet ve istihbaratın yapılandırılması konularında Türkiye, büyük adımlar atmaya çalışmaktadır.15 Temmuz işgal girişiminin etkisiyle yaşanan dağınıklığı ve tahribatı onarmaya ve toparlamaya çalıştığı bir anda Türkiye’ye, DAİŞ-PKK-DHKP-C-FETO dört yandan arka arkaya saldırmaya devam etmektedirler. Bütün bu sistematik ve koordineli saldırıların amacı, Türkiye’nin toparlanmasına imkan vermemektir.

15 Temmuz işgal girişimi ve ondan sonra  gerçekleşen  terör saldırılarının  iki temel amacı vardır. Birincisi Türkiye’yi Amerika ve NATO’nun karşısında konumlandırarak ülkemizin uluslararası yalnızlığını arttırmak ve derinleştirmektir. İkincisi ülkemizi Suriye savaşına fiilen katılmaya zorlayarak içeride bir iç savaşın  çıkmasını sağlamaktır. Şu anda savaş lobisi, ülkemizi Suriye savaşına dahil ettirmek için terör, işgal ve darbe dahil her türlü  yolu denemektedir. Türkiye, Suriye savaşına ne olursa olsun  dahil olmamalıdır. Toplum, 15 Temmuz işgal girişimini bertaraf  ettiği gibi, terör  yoluyla iç savaş  çıkarma girişimine de   Kürt-Türk, laik-dindar, doğu-batı,   kısacası hepimiz karşı çıkmalıyız.


22/08/2016 – Milat Gazetesi

http://www.milatgazetesi.com/teror-ve-savas-makale-92582

Bir cevap yazın