TRUMP VEYA YENİ ÇATIŞMA DÜZENİ

TRUMP VEYA YENİ ÇATIŞMA DÜZENİ

Prof.Dr. Bilal SAMBUR

Donald Trump, kırk beşinci başkan olarak yemin etti ve resmen başkanlık görevine başladı. Başkanlık görevini Obama’dan devralan Trump, Amerika’ya ve dünyaya iyi şeyler vadetmemektedir. Amerika’yı tekrar büyük yapmak vaadiyle işbaşına gelen Trump, Amerika’yı ve dünyayı hayal edilemeyecek kadar küçük hale getirebilecek ve bir daha kendisini toparlamayacak yıkımlara sürükleyebilecek bir bakış açısına sahiptir.

Trump’ın tek başına Amerika devletini bir bütün olarak dönüştüremeyeceği, Amerika’da asıl olanın şahıs değil, kurulu nizam olduğu sıklıkla vurgulanmaktadır. Ancak unutulan çok önemli bir konu vardır. Bugün Amerika’nın hakim düzeninin kurumları, eski güçlerinde ve belirleyici olma pozisyonlarında değillerdir. Amerika’da hiçbir kurum Trump’ı kontrol edecek veya dengeleyecek güce sahip değildir. Kontrol edilemez bir şekilde Amerika toplumunu manipüle etmeyi başaran Trump, şimdi de bütün Amerika nizamını işgale ve ele geçirmeye hazırlanmaktadır. Amerika, tarihinde ilk defa   bir başkan tarafından işgal edilme tehlikesiyle yüz yüze bulunmaktadır.

Trump, Obama’dan büyük bir enkaz devraldığını iddia etmektedir. Trump’ın topluma vadettiği en önemli şeylerden biri, Obama’nın yaptığı Obamacare olarak bilinen sağlık alanındaki düzenlemeyi kaldırmak ve dış politikayı değiştirmektir. Trump’ın   ucuz ve sosyal adı altında popülist sağlık politikalarını uygulayacağı açık gözükmektedir.

Amerika, dünyanın en önemli devletidir. Amerika politikalarının ne olup olmayacağı bütün dünyayı ilgilendirmektedir. Trump, dünyaya şimdiye kadar öngörülebilir bir politik vizyon sunmamıştır. Trump’ın söylediklerinden, belirsiz ve popülist bir Amerika milliyetçiliği olarak niteleyebileceğimiz ilkel bir nasyonalizmden başka bir şey çıkmamaktadır. Demokrasi, hukuk ve özgürlüğün, Trumpist Amerika milliyetçiliğinde yeri bulunmamaktadır.

Dünyada kitlelerin mutsuzlaştığı ve umudunu yitiren kitlelerin popülizm denilen akıl körleşmesinin peşine sürüklendikleri anormal bir dönemi yaşıyoruz. Milliyetçiliğin zirve yaptığı, biz ve onlar ayrımı şeklinde dünyanın siyah ve beyaz şeklinde kamplaşmalar olarak kurgulandığı, büyük sorunların kolay çözümlerinin olduğuna inanıldığı ve bazı kişilerde her şeyi çözecek gücün bulunduğu şeklindeki vehimden beslenen popülizm, dünyanın ve Amerika’nın başına Trump denilen   belayı musallat ettirmiştir. Populizm, otoriterliği, totaliterliği, çatışmayı ve anti-demokratlığı iç içe bir şekilde doğuran günümüzdeki kitle ruhu anlayışını ifade etmektedir.

Populizmden beslenen Trump, başkanlık konuşmasında dünyadaki fay hatlarını derinleştirmekle işe başlamıştır. Dünyada birinci fay hattı, Asya-Batı şeklindedir. Trump, Çin’i Amerika’nın şirketlerini, yatırımlarını ve sermayesini çalmakla suçlayarak Asya-Batı arasında derin bir siyasi ve ekonomik savaş başlatmanın peşindedir.

İkinci küresel fay hattı, İslam-Batı fay hattıdır. Trump, dünyada küresel düzeyde radikal İslami terörizm tehlikesi olduğunu iddia ederek radikal İslami terörizmi kökünden kazıma sözü vermiştir. Trump, açık bir şekilde İslam ve terörizmi birbirine eşit görmektedir. Şimdiye kadar Amerika başkanları, İslam ve terörizmi birbirinden ayırt eden bir dil kullanmaya özen gösterirlerdi. Trump, açık bir şekilde terörizmin bizzat İslam’ın kendisinden kaynaklandığını düşünmekte ve İslam’a savaş açan bir dil kullanmaktadır.

Üçüncü fay hattı, yerliler-göçmenler şeklindeki gerilimdir. Küresel dünyada yerli olan kimse kalmamıştır İletişim ve ulaşım imkanları sayesinde dünyada muazzam bir insan, sermaye ve hizmet hareketliliği gerçekleşmektedir. Trump, yaşanılan sosyal ve ekonomik sorunların temelinde göçmenler ve mülteciler olduğunu iddia ederek yerli-yabancı ayırımını derinleştirmeye ve çatıştırmaya çalışmaktadır.

Trump’ın başkanlık dönemi her açıdan çatışmaların ve savaşların yoğunlaştığı bir dönem olacaktır. Trump, Amerika’nın düşmanlarını arttırma, dostlarını ise azaltma şeklinde bir politika güdecektir. Trump’ın stratejik derinliği olarak ifade edeceğimiz yaklaşımı, Çin ve İslam düşmanlığı, Avrupa’yı yük olarak görme ve Rusya’yla yakınlaşma-İran’la uzaklaşma şeklinde ifade edebiliriz.

Radikal İslami terörizmle mücadeleyi politikasının merkezine oturtan Trump için vazgeçilmez olan tek devlet, İsrail’dir. Trump, İsrail’e verilmiş olan sözlerin tutulmasının Amerika’nın olmazsa olmazı olarak deklare etmiştir. Trump, Amerika’nın İsrail’e olan sözünü tutmak için İran ile yapılan nükleer anlaşmayı iptal etmeye hazırlanmaktadır. Trump, başkanlığının ilk günlerinde Müslüman dünyanın sinir uçlarıyla oynayan bir adım atacağını söylemiştir. Trump’ın Amerika Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı, bütün Müslüman coğrafyasında büyük bir tepkiyle karşılanmıştır. İslam dünyası açısından, Kudüs’ü Siyonist İsrail’in ebedi başkenti haline getirmek anlamına gelen bu adımın hiçbir şekilde kabul edilmesi veya meşru görülmesi mümkün değildir. Trump, İsrail üzerinden İslam coğrafyasında büyük çatışma ve kriz alanları oluşturacaktır.

Trump, krizlerin ve çatışmalarla dolu bir başkanlık dönemi geçirmeye adaydır. Bütün dünyada Trump’a karşı, küresel bir öfke ve tepki bulunmaktadır. Trump, Amerika halkının ve dünyanın kendisine duyduğu öfkeyi ve tepkiyi umursamamaktadır. Trump’ın başkanlık dönemi için iyimser olmak için şu an için maalesef elimizde hiçbir neden bulunmamaktadır. Dünya ve Amerika hazırlıksız bir şekilde Trump’a yakalanmıştır. Trump afetine hazırlıksız yakalanmanın maliyetinin çok yüksek olacağını şimdiden kestirebiliriz. Trump’ın çevresini kuşatan ve Başkan Trump’ı bir kukla olarak kullanan Neo-Con çılgınlar güruhu, bütün dünyayı ateşe atmaya hazırlanmaktadırlar.